Müzik, insanlık tarihi boyunca her zaman evrensel bir dil olmuş ve kelimelerin yetersiz kaldığı durumlarda duyguların tercümanlığını üstlenmiştir. Ses frekansları kulağımızdan beyne ulaştığında, beynimizin duygusal merkezi olan amigdala doğrudan uyarılır ve kimyasal bir reaksiyon başlar. Hızlı ritimli ve enerjik bir şarkı dinlediğimizde kan akışımız hızlanır, kalp atışımız yükselir ve beynimiz bol miktarda dopamin salgılar. Antrenman yaparken veya ev temizlerken hareketli müzikler açmamızın sebebi tamamen bu bedensel ve psikolojik uyarılma ihtiyacıdır. Buna karşın, yavaş tempolu ve düşük frekanslı klasik müzik veya enstrümantal eserler dinlemek sinir sistemini yatıştırarak stres hormonlarını anında düşürür. Müzik, beynin dalga boyunu (alfa, beta, teta) doğrudan değiştirebilen, yasal ve son derece güçlü bir duygudurum düzenleyicisidir (mood regulator).
Belirli şarkıların bizi saniyeler içinde çocukluğumuza veya eski bir anımıza götürebilmesi, müziğin hafıza üzerindeki inanılmaz kanca etkisidir. Zihnimiz, yoğun duygular yaşadığımız anlarda fonda çalan müzikleri o anılarla birlikte adeta tek bir dosya gibi kodlayarak arşive kaldırır. Yıllar sonra o melodiyi tekrar duyduğumuzda, o günkü duyguları sanki daha dün yaşanmış gibi aynı şiddetle yeniden hissederiz. Bu güçlü çağrışım yeteneği nedeniyle Alzheimer hastalarının tedavilerinde bile eski sevdikleri müzikler kullanılarak hafızalarının uyarılması sağlanmaktadır. Müzik aynı zamanda empati yeteneğimizi artırarak, hiç yaşamadığımız bir acıyı veya mutluluğu bile o notaların içinde deneyimlememize olanak tanır. Birlikte aynı konserde şarkı söyleyen binlerce insanın beyin dalgalarının senkronize olduğu, bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış bir büyüleyiciliktir.
Günlük hayatta müziği bilinçli bir araç olarak kullanmak, ruh halimizi kendi lehimize yönetmemizi sağlayan harika bir psikolojik avantajdır. Modunuz düştüğünde sizi melankoliye sürükleyecek ağır şarkılar yerine, enerjinizi yükseltecek ve olumlu sözler içeren şarkılara yönelmek duygusal ilk yardım yöntemidir. Çalışırken odaklanma sorunu yaşayanların sözsüz müzikler dinlemesi, zihnin dış uyaranlara kapanıp yaratıcı akış (flow) haline geçmesini büyük ölçüde kolaylaştırır. Uykuya dalmakta zorlananların doğa sesleri veya rahatlatıcı frekanslar dinlemeleri, bedenin doğal uyku ritmine geçişini hızlandırır. Reklamcılar ve pazarlama uzmanları bu etkiyi bildikleri için alışveriş merkezlerindeki müziğin temposunu bizim harcama hızımızı kontrol etmek üzere ayarlarlar. Hayatınızın arka planında çalan "soundtrack"in iplerini elinize almak, duygularınızın da kontrolünü elinize almak demektir.